| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

YAZAR HAYATLARI-ŞİİR-KISSALAR-MAKALELER

MAKALE OKU,ŞİİR OKU,KISSA OKU,KASİDE OKU,ŞAİRLER

3 "en güzel makale örnekleri" etiketi kullanan gönderi "en güzel makale örnekleri" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Karanlıktan Çıkmak

Kişi karanlıkta olduğunu fark edince, ölü bir dünyada ve telaşla bu durumdan tüm gücüyle ve arzusuyla çıkmak ister ve yeni bir yerde doğar, manevi bir âlemde, tıpkı bir ceninin rahimde gelişme sürecini tamamladıktan sonra annesinin rahminde kalamayacağı gibi.

Ancak gebelik (Mısır da ki kölelik hissi yani egoizmin hapsinde olma hissi) erken doğumla sonuçlanırsa, yani kişi henüz yeterince olgunlaşmamışsa, ihsansal niteliklerle dünyevi bağımsızlığını edinmemişse, bu kişiye hala doğmuş denir.

Bu durumda, kişi gelişimini egostik güçlerle devam ettirmek zorundadır (Amalek ile savaş, kişinin içindeki çatışma, Altın İneğe tapmak denilen hal, Sina dağı adı verilen manevi koşulu hissetmek - Sina kelimesi "nefret" kelimesinden gelir).

Mısır köleliğinden geçmek ve sonunda özgecil gücün etkisi altına gelme ihtiyacı fark edilir, kişi hala ihsansal nitelikler edinmeye hazır değildir.

Kişiye Yukarıdan manevi ihsansal güç verilmesine rağmen, kişi hala bunu üstlenecek kapasitede değildir.

Manevi Emek

Yaratan insanın özlem duyduğu kaynaktır.

Tora (ışık ve öğrenim/talimat kelimelerinden oluşmuştur Tevrat anlamındadır) kişiyi şu an dolduran ışıktır. İsrail ise insanın kendisidir (kendisini manevi olarak Yaratan’a yönlendirmiş bir kişiye verilen isim İsrail’dir) yani kişinin Yaratan ile bütünleşme arzusudur. Bu tümüyle üç bağımsız kavram nasıl bir olabilir?

Yaratılışın amacı insanı bu dünyada yaratıp bu fiziksel bedenin içerisindeyken Yaratan’a tutunabilmesini sağlamaktır. İnsan yükselir ve manevi dünyalardan Yaratan’la bütünleşmek için geçer. Daha doğrusu, manevi dünyalar insanın içine o kadar işler ki kişi Yaratan’a bire bir benzer. Yaratan ile bütünleşmek denilen kavram budur. Kişi Yaratan’ı sever ve O’nun yolunu izler. Bu seviyede, insanın tüm nitelikleri ve arzuları Yaratan’ınki ile aynı olur. Maneviyat kişiye bu yola girip mükemmelliğe ulaşması ve yaratılışın amacını yerine getirmesi için verilmiştir. Kişiye manevi metot ancak bu dünyada bencilliğinin içerisine büründüğü zaman verilebilir. Melekler maneviyatı edinemez zira tüm yaratılan varlıklar arasında sadece insan tümüyle bencillik barındırmaktadır. Eğer insan manevi yolu seçerse, bencil beden ve arzularını öyle bir şekilde tarafsızlaştırabilir ki Yaratan ile arasında engel olmaktan çıkarlar. İnsan ve Yaratan bütünleşir. Bu koşul kişinin yaratılış öncesi koşula zıplamasıdır, bu dünyaya gelmeden önceki haline, ruhun bencillikle “özürlü” hale gelmesinden önce. Dahası, kişi bencilliğini ıslah ederek manevi merdivenin basamaklarından tırmanabilir ve Yaratan’ın seviyesine ulaşabilir. Bazı yaratılanlar bencillikten mahrumdur ve dolayısıyla ilerlemek için gerekli araçları yoktur ve ilk basamakta kalırlar.

İnsan hariç, tüm canlılar “manen hareketsiz, cansız” olarak tanımlanır. Melekler dâhil olmak üzere ki melekler Yaratan’ın evreni yönetmek için kullandığı bağımsız “güç-arzu” değildir, sadece Yaratan’ın isteğini yerine getiren güçler olarak bilinirler. İnsan, gelişmiş bencil arzularını değiştirerek Yaratan’a benzeyebilir.

Ruh insanın içerisine konulan Yaratan’ın bir parçasıdır. İnsan doğduğu zaman ruhu bencillik kıyafeti ile giydirildiğinden ne Yaratan’ı ne de manevi herhangi bir şeyi hissedebilir. Bencillik tüm duyu organlarını sarar ve bu koşul tümüyle manevi koşulun tersidir. İnsan bencil kıyafetini, özgecil niteliklerle değiştirdiği zaman, yaratılışın özünü öyle bir şekilde hissetmeye başlar ki kendisini Yaratan’dan hiçbir şey ayıramaz. Bu noktada yukarıda bahsedilen üç nosyon birleşir. Bizim işimiz manevi çalışma ile ruh ile Yaratan arasındaki tüm engelleri kaldırmaktır. Tüm gerçek manevi kitaplar Kabalistik bir çalışma içerir zira en pratik olan çalışma budur çünkü bu çalışma sırasında kişi üzerine manevi ışığı/nuru en yoğun şekilde çeker. 

Ezber Öldü Buyrun Cenaze Namazına

Ezber Öldü Buyrun Cenaze Namazına ! 

Merhaba anneler ve öğrenciler daha önce duyurusunu yaptığımız çarpma öğretimi kitabını daha sonra annelerin ve öğretmenlerin istekleri doğrultusunda Önce dört işlem kitabı haline getirmeyi düşündük.Kitabı yazma aşamasında Türk Toplumunda anneleri ve öğrencileri matematiği başbelası haline getirilen ezber sarmalından kurtarmadan matematikte fazla bir mesafe almamızın mümkün olamayacağını görerek çalışmamızı biraz daha geliştirip kitap haline getirmek için araştırma ve istişarelerimize devam ettik.Nihayet hazırlıklarımızı 2 Şubat 2009 Tarihinde bitirerek kitabın yazımına ve düzenlenmesine başladık.Zorlu bir 26 gün sonunda kitabı 28 Şubat 2009’da bitirdik.Kitabın bir nüsha çıktısını incelemesi için “Çılgın Matematikçiler Birliği” başkanımız Bilge Kartal Basri KÖSELER hocama sunduk.Basri Hoca’mın incelemesinden sonra onunda önerilerini aldıktan sonra gerekli düzeltmeleri yaparak için yayın evine göndereceğiz.Kitabın yayın ve hazırlanması sürecinde sevinci ve üzüntüyü bir arada yaşadık. Sevinçliydik çünkü yaptığımız çalışma ile toplumumuzun matematiği sevmesinin önünde büyük bir engel olan EZBER problemini çözecektik.Bu arada üzüldük çünkü kitabı yazdığımız süreçte de toplumun her kesiminden feryatlar yükselmeye devam ediyordu.Bu feryatlardan bir kaçına son bir defa daha kulak verdikten sonra bu feryatları dindirecek müjdemizi verelim.

1- Çarpım tablosunu hiç ama hiç sevmiyorum.Kim bulduysa bunu onu görünce öldüreceğim.2. sınıfa gidiyorum.Beşler kadar ezberliyorum ana tekrar çok çabuk unutuyorum.Çarpım tablosundan sinir kapıyorum ama ezberlemek zorundayım.Babam ezberle, ezberle diye hep üstüme geliyor.Babam işe gidince onun yerini annem alıyor, o da ezberle, ezberle diye başımın etini yiyor.Bu çarpım tablosunu icat edeni bir yakalarsam ben de onun başının etini yiyeceğim.Üstüne üstlük bir de geberteceğim.Matematik korkusu büyüklerden kaynaklanıyor. Hande

2-Lanet olsun şu çarpım tablosuna , bir türlü ezberleyemedim.OOOOOOffffff yyyyyyaaaaaa ! Sidar

3-Necip Bey merhaba, 2 sınıfta bir oğlum var.Bugün sınıfta öğrenemeyen 6 kişiden biri olduğunu öğrenince üzüldüm. Zaten matematiği de zayıf(tabii benim de).Bu kitaptan yararlanmak istiyorum. Gerekli bilgileri gönderirseniz bu kitaptan faydalanmak istiyorum(ACİL) Saygılarımla… Cemal Bey

4-Merhaba, bu yıl daha önce de birkaç kez öğretmen değiştiren 4.sınıfı aldım.Bu sınıfta hala çarpım tablosunu öğrenmede zorluk çeken öğrencilerim mevcut.Çarpım tablosu ezbersiz ve kolay öğretilmesi konusunda bana ne gibi yardımlarınız olabilir?İlginize şimdiden teşekkürler.Rumuz blackimpact

5-Ben 19 yaşında üniversiteye hazırlana bir kız öğrenciyim.Çok utanç verici ama matematikle ilgili hiçbir şey bilmiyorum.Sebebinin çarpım tablosunu bilmemem olduğunu düşünüyorum.Bana yardı edin, ne yaptımsa başaramadım.Yapamıyorum, olmuyor, olmuyor.Nurhan

Evet, artık tüm Türk Toplumuna beklediği müjdeli haberi rahatlıkla verebiliriz.Yazdığımız bu kitapla anneler,babalar, öğrenciler müjde ! Yıllardır başınıza bela olan “Ezber öldü, buyurun cenaze namazına diyoruz. Tarihe göz attığımızda bu gün hayatımızı kolaylaştıran radyo, denizaltı, otomobil, uçak, televizyon ,bilgisayar gibi araçlara hem de bir çoğu kariyerli insanlar tarafından nasıl dudak büküldüyse bazıları da bu çalışmamıza dudak bükebilir.Ama biz “Matematikte değişime direnişler olacaktır ama nafile.Kabul etseniz de etmeseniz de tüm Türkiye’ye “Ezber öldü, buyurun cenaze namazına !” diyoruz.Türk Toplumu hakem olmak şartıyla tezlerimizi her platformda ispat etmeye hazırız.İtiraz edenlere “Hodri Meydan” diyoruz.Çılgın Matematikçiler Birliği olarak ülkemizi matematikte amatör kümeden süper lige çıkarıp şampiyon yapmaya kararlıyız.”Haydi büyük Türkiye, tek hedefimiz zirve.”

Çılgın Matematikçiler olarak yapacağımız çalışma ve projelerle anneler ve çocuklar için evlerde yaşanan matematik işkencesini nasıl matematik eğlencesine dönüştürdüğümüze hep birlikte şahit olacaksınız.

Son söz olarak hayatının 45 yılı bu eğitim sistemi içinde geçmiş ve bu soruna yıllardır kafa yorarak çözüm aramış bir eğitimci olarak geldiğimiz bu noktada tünelin ucunda bu sarmaldan kurtuluş ışığının görüldüğünün müjdesini Türk Toplumuna rahatlıkla verebiliriz.Çözümün şifresi EZBER kelimesinde gizli. Bu zamana kadar her platformda Türk insanının zannedilenden daha zeki olduğunu iddia ettim.Bu görüşüm yıllar geçtikçe daha da güçlenerek devam etti.

‘’Necip Hocam iyi de matematikte neden hep başarısız oluyoruz ?’’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim.
Cevabım ‘’ Dostlarım o pratik Türk zekasına EZBER virüsü bulaştı.Ben 10 yıldır yaptığım araştırma ve çalışmalarda çözümü çok uzaklarda ararken hemen yanı başımızda olduğunu gördüm.Matematikte yaşanan tüm sıkıntıların şifrelerini Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre ve Nasreddin Hocanın verdiği çözüm reçeteleri ile açtım.İnanmayanlar bu şifreleri nasıl çözdüğümü çok yakında açık seçik görecek.

45 Yıllık tecrübelerimin araştırmalar sonucunda Türk insanının matematikte başarılı olmasının öncelikli ve ilk şartının yaratıcının bize ihsan ettiği doğal zekayı EZBER hapishanesindeki esaretinden kurtarıp mantık ile iş birliği yapar hale getirilmesidir.